25 Haziran 2011 Cumartesi

zannetmem öyle bi' şey olsun diyen insandan tırsarım.


iyi insan diye bi şey yok. çünkü sen iyi bir insan olmak istesen de çevrendeki yamyamlar izin vermezler buna. basit hareketlerle, menfaat kavgalarıyla, gruplaşmalarla vb saçma salak davranışlarla kuşatırlar bir anda. sen, nasıl oldu da bir anda kendini bu kurtlar sofrasında buldun anlamazsın bile.

tek istediğin bir parça huzur ve insan gibi yaşamaktır. insana has erdem ve mutlulukla yaşamak. kimseyle bir sorunun olmadan nefes alabilmek...

başaramaman için elinden geleni ardına koymayan bir sürü bekler seni. onlar her şeyi bilir. tüm zayıflıklarını, egonu yaralayacak tüm hareketleri, sana yalnız olduğunu hatırlatacak detayları ve kalbini geceler boyu uğraştıracak düşünceleri... yeter ki kendini yerin dibinde hisset. yeter ki önemsiz ve değersiz olduğuna inandır kendini.. yeter ki aciz ol, suskun ol, sinmiş, bir köşede öyle çaresizce kalmış mutsuz bir insan ol... ne kadar yerin dibine batarsan o kadar beslenirler. onlar bundan beslenirler. başkalarının zayıf kaldığını görerek tatmin olmayı seçerler, bundan haz duyarlar...

kim mi onlar? bir iki tane kendini bilmez ruh hastası. ama tüm hayatını kuşatırlar, ağzına sıçıp koymadan da asla bırakmazlar. onlar her yerdeler. senin, benim, onun, hepimizin hayatındalar. bizi onlar yönetirler. hırsı, kıskançlığı, rekabeti, küçük hesaplar için insan onurunu ayaklar altı etmeyi, hepimizi mutsuz, hepimizi sorunlu hissettirmeyi onlar başarırlar ve başarılarını bir virüs gibi tüm dünyaya yayarlar. sonra da hiçbir şey olmamış gibi suratımıza bakıp sırıtırlar. "aayy canıımmm" derler, "aaay kıyamammmm" derler, "aaay dünya kötüye gidiyor, sen koru rabbim" derler. şerden kaçıp fesata sığınırlar. giderken de ayağımıza bir çelme takarlar... onlar hep böyle yamuk yaparlar.

bekara "evlenmeyi düşünmüyor musun?" diye soran insanda da vardır bu aymazın bir parçası, evlenene "eee çocuk var mı çocuk?" diye soranda da.. çocuğu olana "ikinci çocuk ne zaman?" diye dayatanda da... "araba şart abiii" diye akıl dağıtanda da.... "bir eve girin, kira yerine kredi ödersiniz" diye yaşam koçluğuna soyunanda da... onlar böyle standart yaşarlar, küçük hesaplar, dar hayaller çerçevesinde... ama gerçek hayatın içine bir girersek, onlarla aynı havayı paylaşmak zorunda kalırsak, sevmesek de istemesek de onlarla vakit geçirecek olursak katlanılmaz olurlar...

arkadan konuşmalar, birbirine düşmanca bakışlar, gıcık kapmalar, hırs yapmalar, kıskançlıklar....
 olmasa bunlar..  biz de doğru düzgün işimizi yapsak. zaten yeterince zor. her şey yeterince sıkıcı ve yorucu. bir de böyle kişisel kaprisler ve kavgalar eklenince hepten çekilmez oluyor.

insan kişiliği koyacak yer arar bunu anladık. ama bunun da bir zamanı var be. koskoca insanlar kaç yaşına gelmişler hala kişiliği oturtacak yer bulamamışlar. hayır, bizi bulaştırmasalar, kendi iç dünyalarında yaşasalar anlayacağım ama bizi de dahil ediyorlar bir şekilde.

işte bu yüzden, iyi insan bulmaz zor. iş hayatında mutlu olmak da zor. kaç gündür benimle ilgisi olmayan insanların benimle ilgisi olmayan kavgalarının içinde ara dayağı yer gibi hissediyorum. kafamı çevirdiğim her yerde gergin bir yüz görüyorum ve ben bundan artık çok ama çooook rahatsız oluyorum, bu kadar.

sadece bu.

-ferda-

3 yorum:

éLLa dedi ki...

tam da böyle bir yazi yazmak icin oturmustum pc basina. Yazini o kadar iyi anlatmis ki suan ki ruh halimi anlatamam. tesadufun böylesi.. Kelimesi kelimesine altina imzami atiyorum, cok haklisin..

cilekperisi dedi ki...

çok birikmişti bi anda öyle dağınık dağınık yazmışım ;)

kült ablası dedi ki...

böylelerini zaman zaman hunharca katletmek istiyorum.''gore'' gövdeyi götürsün hesabı.