25 Temmuz 2011 Pazartesi

"zenciler prensesi olacagım hayat işte asıl o zaman başlayacak"



bazen çooook uzaklardan duyulan bir dost sesi hatırlatabilir yaz mevsiminin güzel kokulu sevinçli gecelerini... ve anılara takılıp yol alınca anlarsın kalbinin nasıl kıpır kıpır, nasıl mutlu ve heyecanlı attığını. ve özlersin.. eski günleri... hatta kıskanırsın geçmişini. o kadar çok mutlu olmayı beceremediğin için... ne yaparsan yap geçmiş geçmişte kaldığı için. kıskanırsın kendini..


ve bazen de ; bir zamanlar cehennemin dibinde yaşarken, kimseyle iki çift kelam edemezken, bunalırken, ağlarken, gözlerini kapattığın her an beyninin içinde bileklerini doğrarken, tüm dünyaya herkese ve her şeye haykırırken, isyan ederken okuduğun şiirleri anımsarsın.. pippi uzunçorabı, çiçekli şiirler yazmak istiyorum bayım'ı. "yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
bir yağsam pahalıya malolacağım." diyen güzel kadını... o kadının sıcaklığıyla sardığın yaralarını... 

ve çok komik bi şekilde makarna tarifi ve navigasyon bilgisi veren facebook statüsleri içerisinde görürsün  ölümünü... bi tuhaf olursun, yanında olamadığın, ellerini tutamadığın için üzülürsün o ölürken. çünkü o hep senin yanında olmuştur ihtiyaç duyduğunda. kalbine, ruhuna dokunmuş, gözlerinden akan yaşları silmiştir, kız kardeşinle oynadığın oyunlarını getirmiş o pis dünyanın içinde sokmuş ve seni gülümsetmiştir. borçlu hissedersin işte. güzel uyu didem madak ve oradan güzel bir esinti gönder bize... özledim bile..

-ferda- 

"Kaybolmak istemiştim bir zamanlar

Kapının arkasında yokum demiştim


Ve divanın altında da.


Bulamazsınız ki artık beni,


Hayatın ortasında. "






"insan çıtır ekmeği ısırdığında,


Kırıklar dolar kucağına,


İşte orası umudun tarlasıdır.


Ve orada başaklar ağırlaştığında,


Sayısız ah dökülür toprağa. "






"çocukken şöyle dua ederdim tanrı’ya: 


tanrım bana hiç erimeyen,


kırmızı bir bonbon şekeri yolla.


eski tül perdelerden gelinlik biçerdik


kardeşimle kendimize durmadan,


olmayan çayları,


olmayan fincanlardan içerdik.


olmayan kapıları açardık,


olmayan ziller çaldığında.


siyah papyonlu olurdu mutlaka


resim defterimizdeki damat.


yedi günde yarattığımız dünya


mutlu olurduk pastel koksa.


ve şimdi şöyle dua ediyorum tanrı’ya:


olanlar oldu tanrım


bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!"







"çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca


alt katında uyumayı bir ranzanın


üst katında çocukluğum...


kâğıttan gemiler yaptım kalbimden


ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.


aşk diyorsunuz,


limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca


havı dökülmüş yerlerine yüzümün


büyük bir aşk yamadım


hayır


yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım


gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı


tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım...


saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı 


vardı.


aşk diyorsunuz ya


ben istemenin allahını bilirim bayım!"



"...
vasiyetimdir:


bin ahımın hakkı toprağa kalsın..."
 (didem madak anısına..)

0 yorum: