"sen yine olduğun gibi kal, benim için sakın değişme.. giderim bugün ha yarın, hareket vakti gelince..."
kısa kısa iç dökmece, kendi kendine konuşmaca.
bi yerden sonra insan kendini duymazdan geliyor. o kadar gereksiz ayrıntı var ki uğraşacak.. zihninin istediği, kalbinin istediği ayrıntıları yakalamak, onlar için çabalamak ürkütüyor. tembellik yapışınca üstüne, boş boş tavanı izlemek bile yoruyor. günlerce uyumuyorsun, başarırsan bir tam gün limitsiz uyuma hakkı kazanıyorsun..
herkesin deliler gibi eğlendiği yerlerde tek uykusu gelen ben miyim?- derdim küçükken. büyüdükçe anladım, hissizliğin hakkını vermişim içimde çok derin bir gözyaşı kuyusu saklarken...
gözlerim çok dalgındı, evet. yakalayamadı hayatı... zihnim bulanıktı, algılayamadı sizin yalayıp yuttuğunuz entel külliyatını.. müzik kulağım iyi değildi, duyamadım sizin geberip ölüp bittiğiniz notalarınızı... anlayamadım hiç jim morrisonlarınızı, ray charles ınızı, yavuz çetin'in nasıl öyle sololar yardırdığını... kalbim korkaktı, sevmese de olurdu, çok koymazdı... ama hissiyatım tamdı, ağlaya ağlaya bitirdim... şimdi hayata; yediğim yemeği bitirip üstüne dişlerimin arasında karıştırdığım kürdanı attığım boş, kirli bir tabak gözüyle bakıyorum.. üstüne de gerinip bir güzel geğiriyorum.. olup bitiyor, miss..
"rakı içen öldü de su içen ölmedi mi?" dedi bugün biri. ölümün, hayatın, sağlam kafanın gerekliliği üstüne bu kadar kısa, net ve atarlı bir başka ifade duymadım ben.
kpds belasına bulaştım. eğlenerek öğreneyim bari diyerekten ingilizce özlü sözler filan yazdım hz google'a. facebooktaki "soytarısı terketti diye kralım sarayı yıkılmaz" "her şeyi olup da seni olmayan ben, her şeyi olmayıp da seni olana acırım" minvalinde bi şeyler çıktı. shakespeare kral adammış, onca ucuzluğun ortasında iyi iş çıkarmış diyerek tarayıcının çarpısına bastım.
avatar resmi siyah beyaz renkli olan, kovboy şapkası takan ya da oduncu gömleği giyen kızlar dikkatimi çekiyor hep. ya da dalgalı, uzun saçlara ve böyle pırıltılı bir gülüşe sahip mistik havalı, looser kılıklı kızlar...garip bir çekimle takılıyorum peşlerine. ama gerçek hayatta etrafımdaki hatun kitlesi "hayırlısı, kısmet, olur inşallah, darısı başına" gibi kelimelerle dar alanda kısa paslaşmalar yapan, hiçbir sürprizi, eğlencesi, gizemi olmayan düz insanlar... evinin tuvaletine kadar fotoğraf çekip facebooka ekleyen histerik kadınlar.. hepsi de çok boş beleş ve salak olduğumu düşünüyor, ortak paydaları bu.
son olarak hayatın sırlarından birini daha çözdüm şöyle ki: dünyayı döndüren iki süper güç; bir kadının gülüşü, bir adamın sevişi.
-ferda-

4 yorum:
Biraz overdose olmuş...
malatya adami bole melankoliye baglar hoca..gitmeyecektin!!
ya o değilde düdotun ishali geçti mi? boncuk hala işiyor mu sağa sola? o değil de osman'ı çok özledim. o değil de evimi çok özledim. o değil de hayatımı gerçekten yaşanabilir, katlanılabilir yapan her şeyimi paylaştığım seni çok özledim.
düdot, boncuk, osman ve ferda da seni çok özledi. boncuk daha işemiyor üzerime. ama camı açık bırakıyor diye üşütüp ben işicem sağa sola, durum onu gösteriyor ;)
Yorum Gönder