6 Ağustos 2011 Cumartesi

denemedik diyemezsin.


yaz mevsimi geldiği zaman geceleri uyuyamam ben, sabaha karşı dalarım huzursuz bir uykuya öğlenin dibi olmadan da kalkmam, kalkamam.

kalktıktan sonra yapacak bir iş bulamam, yapacak çok iş olur ama hepsi uykumu getirir, uykumun kaçmasını beklerken tekrar akşam olur. internette boş boş oyalanasım gelir. ve bu gece boyunca sürer gider..

ev işiymiş, yemekmiş, alışverişmiş, sosyalleşmekmiş, çamaşır bulaşık yıkamakmış bütün bunların hepsi dünyanın tüm yükünü sırtlanmışım hissi yaratır.. 

pilavı tane tane olan kadınlardan değilim.

kulak memesi yumuşaklığında hamurlar açıp pastalar börekler çörekler yapamam.

alışveriş merkezlerinde bilmem kaç zibilyon fiyatında kahvaltı takımlarına bakıp, o afilli tabaklarda ağırlayacağım misafirlerin düşünü kuramam.

zaten misafirden de hiç hoşlanmam.

zaman kaybı gelir tüm enerjimi, üretkenliğimi elimde bir sarı bezle silip bir kenara atmak..

evin içinde öyle şuh kahkahalar atıp, derin derin sohbetlere de dalamam.

değişkendir ruh dünyam, bazen gömülürüm kitapların içine, bazen çekerim perdeleri (hatta hiç açmam) müzik dinlerim, şiirler okurum, düşler kurarım.. iki kelam laf etmem.
bazen neşem yerinde olur sabahlara kadar gülüp saçmalarım.

uyanınca aynaya bakmam.

saçlarımı taramam.

canım bir şey yapmak istemezse yapmam, insanlıktan çıkmış gibi görünene kadar da kendimi toparlayamam.

konuşkan birileri yoksa yanımda hiç konuşmam, konuşacak konu bulamam.

izlediğim tüm o sıkıcı filmleri kimseyle paylaşamam.
 
hiç evlilik, gelinlik hayali kurmadım ben.
doğru insan çıkınca karşıma hayat parçaları kendiliğinden birleştiriverdi.

evime alacağım eşyaları tasarlamadım hiç kafamda ne bulduysak aldık ihtiyacımız olan ki çoğu eşyamız eksiktir, dert değildir.

hiç öyle tatil köyü ilanlarına, satılık arabalara, satılık dairelere, evlenen çiftlerin mutlaka yaptığı hedelere dahil olmadım. hem imkansızlık, hem ihtirassızlık, hem duyarsızlık...

ama toplum ister bunları... pişirdiği koca bir kazan aşın içinde senin de bir tuzun olsun ister. 

sen dışarıda kalmayı seçsen de,
üstüne hiç yakışmayan bu yaşama rağmen hayatın tam gözlerinin içine dik dik bakıp gülümsesen de,
yanında yürüdüğün dostlarının attığı çelmelere direnip ayağa kalkmayı denesen de, 
savaşacak bir şeyim yok şartlar eşit değil desen de,
kadehini belki bir yerlerde hala bir umut vardır umuduyla tepelesen de..

onlar seçer. seni, en yakınındakileri, sevgilerini, iyi niyetlerini... seçer ve zehirler.

aynılaştırmak için, sıradanlaştırmak için, aradaki farkları kapatıp rahatlamak için.

böylece korkacak bir şey kalmaz.

çünkü tüm canlılar ancak tanımlayamadıklarından, farklı olanlardan korkarlar.
ve ya saldırır, ya da biraz daha medenice yöntemlerle her şeyi aynı yaparlar..

-ferda-



2 yorum:

mustafa dedi ki...

kendine bi iilik yap..cok sıkılmıssın belli..havuza git..guneslen...gunes ii gelir..guc verir..orda olsam sindi cok organizasyon yapar, yaz mevsimini super hale getirirdim..ne yazik ki yokum hoca..kendine ii davran

eskiAcik dedi ki...

kendini cok iyi ifade etmissin ama ski can kolay cikmaz sklmakda iyidir bazen en azindan kendinin gamsiz olmadigini anlarsin :)