30 Ağustos 2011 Salı

sevdiğim filmler 2

hastayız dedeee mi desem, izleyin, mutlaka izleyin mi desem ne desem bilmiyorum. ama ben bu filmleri çok seviyorum. daha önce şurada yazmıştım, bu da devamı olsun. bayramınızı kutlar, mutluluklar dilerim. ;) 


truman show. bazen hepimiz kendimizi bu adamın yerine koymuşuzdur.. her şey gerçek olamayacak kadar tuhaf gelişiyorsa, sanki bütün dünya üzerinize bir oyun oynuyormuşçasına.. her duygunuz, her hissiyatınız, her acınız, her korkunuz ve mutluluğunuz siz anlatmamış olsanız da ortadaymışçasına.. gözlerinizin anlattığından daha fazlası dünyaya yayılmışsa... ve tüm bunlar aslında kocaman bir yalansa.. izleyin.


komik, eğlenceli, biraz karışık ama mükemmel. çingenelere bayılırım. bu filmle birlikte sempatim arttı, çok arttı.  



masal ve gerçek iç içe... bir baba ki; hayal gücünün sınırlarını fersah fersah aşmış bulutların üzerinde gezdiriyor ruhunu.... ve oğlunun gözlerinden kalbine süzdürüyor hissettiklerini.. bana bir masal anlat baba. evet evet bana masallar anlat..eğer hayat bir masal olsaydı, big fish olurdu o masalın adı. replikler hala kulaklarımda.. misal:

"saldırgan ve kaba insanlar, aslında sadece yalnızdır ve eşlik edilmeye ihtiyaçları vardır."

"din hakkında konuşmak aptallıktır, karşındakinin duygularını incitebilirsin."

"birbirimizi çok iyi tanıyan iki yabancı gibiyiz." ve daha nicesi... 


şimdi bu filmi izlemeyeni anarşik bakış açısına sahip bir kişilik saymıyorlar dediler oturduk izledik. ama yaptığım çıkarım şudur ki böyle olmaz anarşi. ama yine de film güzel, izlenmeye değer. fikirlerin gücünü çarpıcı şekilde işlemiş.

"insanlar devletlerinden korkmamalıdır, devletler insanlarından korkmalıdır" sözleri sanırım herkes gibi beni de etkiledi. "dürüstlüğümüz beş para etmiyor ama elimizdeki tek şey de bu." evet, hakikaten de öyle, beş para bile para etmiyor hatta.


blogumun adını sevenler bunu da sever bence. "hayatı seçin, iş bulun, işinizde ilerleyin, büyük ekran bir televizyon alın, çamaşır makinası, araba, cd player, elektrikli konserve açacağı alın. sağlığınıza dikkat edin. kolestrolünüzü düşük tutun ve kendinize diş sigortası yaptırın. ipotekle ev alın. iyi bir ev için çalışın. arkadaşlarınızı seçin. hobileriniz için ayrı giysiler ve uyumlu çanta kullanın. doğru dürüst bir çatısı olan, üç odalı pahalı bir daire kiralayın. kanepenizde oturun, televizyonun beyninizi yıkamasına izin verin. ruhunuzu o salak yarışmalara satın ve bir şeyler tıkının. tüm bunları yaptıktan sonra intihar edin...." şeklinde başlayan bir film sizce nasıl olabilir? "c vitamini yasadışı olsaydı onu da kullanırdık"  şeklinde devam eder tabi ki..


bu filmin müzikleri ruhumun ilacı. oturup yalnız başıma izlemiştim, müzikler ayrı güzel, film ayrı güzel... sonrasında yine aynı dünyaya uyanmak kötü ama "umut iyi bir şeydir." bazen üzüldüm, bazen güzel şeyler oluyor diye sevindim, sonra yine çokça üzüldüm, sonra hüzünle karışık sevindim. tıpkı hayat gibi... "hayata devam edebilmek için geçmişi arkada bırakmak gerekir."


az kalsın atlıyordum bunu. "eğer yanıtlarım seni korkutuyorsa, o zaman korkutucu sorular sormaktan vazgeçmelisin." ve oturup dans sahnesini defalarca izlemelisin.. kısa küt saç olayına girmiyorum bile. 

daha çok fazla film var listeye alınması gereken. ama şimdilik bu kadar, fazla uzatasım yok, belki başka sefere. yaz tatilim bitti, yeterince gülemesem de, yeterince okuyamasam da, eğlenemesem de sanırım yeterince film izleyebildim. bu da bi şey. 

herkese iyi bayramlar!

-ferda-

1 yorum:

mustafa dedi ki...

yeni seyler soylemek lazim azizim