1 Ocak 2012 Pazar


biraz battaniye, bi' miktar karanlık...
bolca yalnızlık... bolca müzik...
bi' fincan kahve, ıslak mendiller, yün çoraplar...
özlemler var hep geride...

tam olması gerektiği gibi.. yeni yıl ertesi gibi. yaşanması gerektiği gibi...

hayat yanı başımda, ellerimi uzatsam tutabileceğim gibi.. ama tuttuğum vakit canım çok yanacak gibi..

ne bitmez depresyonmuş bu! bi gün beni öldürecek gibi..

salak bi gülümseme ile selamlıyorum her yeni günü ama yine de kalbimin için sanki mahşer yüklü..

tercihler yapmam gerekiyor. mesela istesem ankara'ya gidebilirim, yüksek lisansa başvurabilirim ve büyük ihtimalle kazanabilirim.. ama iki saniye battaniyemin altından çıkınca bile ödüm patlıyor bi şeyler ters gidecek diye. kıpırdayamıyorum..
istesem çok uzaklara değil topu topu 2-3 saatlik mesafelere gidebilirim, mesleğimi değiştirebilirim belki de mutlu bile olabilirim. ama dedim ya inimden çıkmak istemiyorum. kaplumbağa gibi kabuğumun içine saklandım, ödüm patlıyor...
tek dostum mahallenin kedileri... dostlarımı bırakmak istemiyorum.

şarkılar da huzura yetmiyor artık. sanırım iyileşmek; kökünden söküp attığın bi çiçeği tekrar toprağa döndürmeye çalışmak gibi bi şey. bakalım yeşerecek mi umut o çorak topraklarda yeniden?

-ferda-

2 yorum:

Godsyndrome dedi ki...

Kim için,ne için,nelere küserek vazgeçtik kendimizden.

cilekperisi dedi ki...

sanırım para kazanmak için vazgeçtim ben. çok bunalıyorum mesleği değişmek şart.